Sosyal medya ve kuşak çatışması

Değerli okurlar, son zamanlarda toplumumuzun her kesimini sarmalayan ve hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya, hakkında konuşulacak ve tartışılacak pek çok noktayı da beraberinde getiriyor. Sosyal medya, adeta modern zamanların meydanı olarak, bireylerin bir araya gelip düşüncelerini, yaşantılarını ve özel anlarını paylaştıkları bir platform sunuyor. Ancak bu sanal meydan, yalnızca pozitif paylaşımların yapıldığı masum bir alan değil; aynı zamanda çarpık, çılgın ve zaman zaman tehlikeli eğilimleri de barındırıyor.
Toplumumuz üzerinde derin etkileri olan bu sanal evren, seçimlerden günlük kararlarımıza kadar hayatımızın birçok yönünü etkilemekte. Politikadan ekonomiye, sosyal etkileşimlerden kişisel gelişime kadar pek çok alanı dönüştürüyor. Bireyler artık düşüncelerini, eleştirilerini hatta öfke patlamalarını bile bu platform üzerinden milyonlara duyurma şansına sahip. Ancak bu durum, her zaman olumlu sonuçlar doğurmayabiliyor.
İronik bir şekilde, insanlar arası fiziki mesafeleri kaldıran sosyal medya, bir yandan da bizi birbirimizden uzaklaştırıyor. Artık kavga eden iki insanı ayırmak yerine, o anı ölümsüzleştirmek adına telefonlarımızı çıkarıp kayıt almaya başlıyoruz. Bu durum, toplumsal sorumluluk anlayışımızda ciddi bir erozyona yol açıyor. Neredeyse her anımızı, her yemeğimizi, her buluşmamızı kayıt altına alıp paylaşarak, özel hayatın gizlilik sınırlarını da zorluyor, hatta yok sayıyoruz.
Bunun yanı sıra, sosyal medya kullanımının yarattığı başka bir sorun da kullanıcıların kendilerini sunma şekilleri. Çoğu zaman, gerçek dışı, abartılı ya da tamamen kurgusal kimlikler sergileniyor. Bu sahte yansımalar, özellikle gençler üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Gerçek dışı yaşam standartlarına ulaşma çabası, onların ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.
Sosyal medyanın çirkin yüzüne bakıldığında, vahşet ve şiddet içerikli görüntülerin tıklanma rekorları kırması da cabası. Bu görüntüler, toplumun şiddete olan duyarlılığını azaltıyor, acıma ve empati duygularını köreltiyor. Bu tür içerikler, sadece izleyenlerin değil, paylaşanların da vicdanını sorgulatıyor. Bir yandan günlük hayatımızı kolaylaştıran bu araçlar, diğer yandan toplumsal duyarlılığımızı ve ahlaki değerlerimizi tehdit ediyor.
Sosyal medya, dikkatle kullanıldığında faydalı bir araç olabilir. Ancak kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı, bireysel ve toplumsal çöküşlere sebep olabiliyor. Bu nedenle, bir yandan dijital okuryazarlığımızı geliştirirken, diğer yandan sosyal medya etiğini ve sorumluluğunu öğrenmemiz şart. Kullanıcılar olarak, paylaşım yaparken iki kez düşünmeli, empati kurmalı ve toplumsal etik değerleri gözetmeliyiz.
Sonuç olarak, sosyal medya bizi birbirimize bağlayabilir, ancak bu bağların sağlıklı ve sürdürülebilir olması için hepimizin daha bilinçli ve sorumlu olması gerekiyor. Teknolojinin bize sunduğu imkanları akıllıca kullanarak, toplumsal değerlerimizi koruma ve kollama görevimizi ihmal etmemeliyiz. Unutmayalım ki, sanal dünya, gerçek dünyanın bir yansımasıdır ve bizler bu yansımanın ne şekilde oluşacağını belirleyen kişileriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Avcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mavi Marmara Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mavi Marmara Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mavi Marmara Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mavi Marmara Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.