Mucize

Merhaba çok değerli okuyucularım. Bugün sizlere “Mucize” den bahsetmek istiyorum.

Bizler günlük yaşamımızda da çok severiz değil mi mucizeyi.

Hani deriz ki şöyle bir mucize olsa.

Bir gerçekleşse şu isteğim şu dileğim, oluverse istediklerim.

Ne güzel olur değil mi?

Bilsek dahi olmayacağını ama yine de isteriz. Olur mu olur. Ya olursa!

İşte bir örnek:

“Gönül istiyor ki sevip sevilirken, bir mucize olsa zaman dursa” dememiş mi Orhan Gencebay:

Biliyor zaman durmaz akar ama, keşke olsa ne güzel olur diye istemiş, zamanın durmasını.

Adı üzerine mucize bu.

Mucize; 

“En olmayacak yerde

En olmayacak zamanda

En olmayacak olay

Her zaman ve her yerde olabilir.”

Kim bilir belki de şuracıkta şimdi bir mucize bizi bekliyor olabilir değil mi?

Olmaz olmaz demeyin hiç. Hayatta her şey olabilir.

Şimdi Sally’nin şu hikâyesini bir okuyun, sonra düşünün.

Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı. George’nin yalnızca çok pahalıya mal olacak bir ameliyatla kurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu.

Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally:

“Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir.”

Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içinde biriktirdiği paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı.

Yanılgıya düşmemek için tam üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti.

Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasıl kullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Sally’nin beklediğini görünce: 

 

“Evet, ne istiyorsun söyle bakalım” dedi. “Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum” diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi.

Sally “Kardeşim” dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti:

“Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum.”

Eczacı Sally’e bakarak “Anlayamadım” dedi.

“Şeyy, babam ‘Onu ancak bir mucize kurtarabilir’ dedi, bir mucize kaç paradır, bayım?”

Eczacı Sally’e sevgi ve acımayla baktı bu kez:

“Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım” dedi.

Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak “Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli” dedi. Bu arada Sally ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally’e dönerek “Ne tür bir mucize gerekiyor kardeşin için küçük hanım? diye sordu.

“Bilmiyorum” dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen yaşlara aldırmaksızın devam etti: “Tek bildiğim, o çok hasta ve annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ve ailemin de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok.

Ama babam ‘Onu ancak bir mucize kurtarabilir’ deyince ben de paramı alıp buraya geldim.”

“Ne kadar paran var?” diye sordu iyi giyimli adam. “Bir dolar ve on bir sent” dedi Sally. “Ve dünyadaki tüm param bu!”

“Bu iyi bir şans, küçük kardeşini kurtarmak için, gerekli olan mucize için yeterli bu para” dedi, iyi giyimli adam.

Adam bir eline parayı aldı, öteki eliyle de Sally’nin elini tutarak “Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen?” diye sordu. “Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum” dedi.

İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong’du ve George için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı.

Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı.

Anne “Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum” dedi.

Sally kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça mal olduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir dolar ve on bir sent!

Evet, acaba Sally ile Dr. Carlton Armstrong’un o eczanede o esnada buluşması bir mucize değil miydi? Acaba bunu kim, hangi güç sağlamıştı? Her şeyi bilen gören işiten bir Allah vardı.

Mucize, kelime olarak “başkalarını aciz bırakan, kimsenin yapamadığı şey” demektir. Bu manada kâinatta mucize sayılamayacak kadar çoktur.

Güneş, yıldızlar ve gezegenler Allah'ın birer mucizesi değil midir?

Güneş’in yoktan yaratılması, asırlardır ışığının ve ısısının eksilmemesi mucize değilse nedir? Gezegenlerin birbirine çarpmadan dönmesi mucize değil midir?

Güneş’ten koptuğu varsayılan Dünya’nın içindeki, soğuk sıcak sular, madenler, petrol, denizler ve bitkiler nasıl inkâr edilebilir?

Ya vücudumuzun birbirine uyumlu olarak yaratılan bütün organların, hangisi kendiliğinden olmuştur? Kalbimizi durmadan saat gibi çalıştıran kimdir?

Kuşların, balıkların, böceklerin, küçüğünden büyüğüne kadar karıncadan devesine kadar bütün hayvanların yaratılması bir mucize değil midir?

Bunları insan yapabilir mi? Kimsenin yapamadığı şeyler mucize değil midir? Bu mucizeler nasıl inkâr edilebilir?

Sayısız bitkilerin, ağaçların, meyvelerin ve sebzelerin yaratılması birer mucize değil midir? Kim bir arpa tanesi yaratabilir? Bazıları maalesef bu mucizeleri göremeyecek kadar kördür.

Bu yaratılanların hepsinden daha mükemmel olan ise, insanın yaratılmasıdır.

Aklı olan, konuşan, düşünen, karar verebilen bir insanın yaratılması büyük bir mucize değil midir?

Elbette öyle.

Evet, mucize; “göstermeyi amaçlayan, kendine özel niteliğiyle benzerini getirmekten insanları aciz bırakan, bilimsel yasalarla açıklanamayan ve Allah tarafından yaratılan olağanüstü, sıra dışı olaydır.”

Hepimiz zaman zaman yaşamımızda karşılaşırız değil mi?

Hiç beklenmedik bir anda bir şey yaşamın akışını değiştiriverir.

İşte Kur’an-ı Kerim’den bazı mucizeleri hatırlatalım size:

Kuran'da 365 gün kelimesi geçer.

Kuran’da ay takvimi yılı olan 12 ayda 354 gün kelimesi geçer.

Kuran'da 12 ay kelimesi(takvim) geçer.

Kuran'da 30 günler kelimesi geçer.

Kuran'da 27 Kamer (Ay, uydu) kelimesi geçer.

Yeryüzü ve Güneş: 4 mevsimi işaret eder.

Allah kelimesi ve Ay (Kamer) kelimelerinin birlikte geçtiği ayetler Ay’ın Dünya etrafında 12 kez dönmesi ile oluşan 1 Ay yılını ve Ay’ın 8 evresini işaret etmektedir.

Kur’an da her şey ayrı bir mucize. Okuyana.

Okumak isteyene.

Peygamber efendimizin mucizelerinin en büyüğü Kur’an-ı Kerim’dir. Bugüne kadar gelen bütün şairler, edebiyatçılar, Kur’an-ı Kerim’in nazmında ve manasında aciz ve hayran kalmışlardır. Bir ayetin benzerini söyleyememişlerdir. Onun gücü ve inandırma yeteneği insan sözüne benzemez. Yani, bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense, lafzındaki ve manasındaki güzellik bozuluyor. Bir kelimesinin yerine koymak için, başka kelime arayanlar bulamamışlardır.

İşte siz Yüce Kitaptan birkaç mucize ayet:

Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Ankebût Suresi 50. Ayet)

Saffat Suresi, 14. ayet: Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.

Kamer Suresi, 2. ayet: Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.

Şuara Suresi, 4. ayet: Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

Hem kendisi hem her şeyi mucize olan değerli insanlar, değerli okurlarım; gözünüz ve gönlünüz açık, yolunuz Allah yolu olsun.

 

Nedret Demir/Yazar

Evrensel Kültür ve Sanat Derneği

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedret Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mavi Marmara Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mavi Marmara Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mavi Marmara Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mavi Marmara Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.