DİLAVER SUYU VAR MI?

Hafta sonu güncel haberleri takip ederken daha öncede duymuş olduğum bir deyim tekrar karşıma çıkınca bu hafta köşeme taşıyayım dedim belki dikkatiniz çekebilir. Konuyu Vakanüvis yazdı diye geçmişlerdi. Vakanüvis, kendi dönemindeki olayları yazmakla görevli olan resmi osmanlı tarihçilerine denirdi. Osmanlı devleti Cumhuriyet yönetimine geçerken bir çok durum hızlı şekilde değişmeye başlamıştı.
Osmanlı halkı sakin ve durgun bir yaşamı benimsemiş eğlence konusunda batı ile uyuşmayan bir yaşam tarzına hakimdi. Gündelik hayatları cami, ev ve çarşı arasında geçiyordu. Karagöz,Meddah gibi eğlenceler en yaygın olanlardı. Bütün hassasiyetler kültürel ve dini temellere dayalı yaşanmaya çalışılıyordu. On dokuzuncu yüzyıldan itibaren bütün hava sert şekilde değişmeye başlamıştı.
Belli akımların ve özenti duydukları yeni yaşam tarzının peşine takılan yerli Osmanlılarda batı yaşam tarzına girmiş bulunmaktaydı. Peşpeşe meyhane, gazinolar açılmaya başlanmış, kumar oyunları, iddaalar, evlerde içkili toplu eğlenceler her şey medeniyetin kendince gelişmişliğini sergileyen yaşam tarzının vazgeçilmez bir parçası olmaya başlamıştı. Artık değişimin önüne geçilmesi imkansız hale gelmişti.
Değişimin önünde durmaya çalışan kitleler olsada maalesef önüne geçilemiyordu. Ahali şikayetlerde bulunuyor bazen açılan meyhane, pavyon kapattırılıyordu. Bir tane kapanırken yerine on tane açılıyordu. Aksaray, Üsküdar Yeniköy, Sarıyer gibi muhitlerde yeni açılanların yanında kahvehanelerde pavyona dönmeye başlamıştı. Özellikle mahalleli ve cami imamları bunlara karşı çıksada, zaman onları malüp çıkartmaya başlamıştı.
Akıl oyunları bu işlerin içinde de yer buluyordu. Bazı klise, vakıf dükkanları meyhane ve pavyonlara kiraya veriliyordu. Vakıf malı olduğu için denetim tahkikat yapılması engellenmeye çalışılıyordu. İlk başlarda genç erkeklerden oluşan meyhane uşaklarının yerini zamanla gelen müşterilerin cebindeki paraların hepsini alabilmek için kadınları meze yapmaya başlamışlardı. Hatta serhoş olan kişilere senetler imzalatarak zaten şişirdikleri hesapların kat kat üzerinde tahsilat yapma mallarına el koymaya başlamışlardı.
Derken Balolar baş göstermeye başlamış, Baloz adı verilen yerlerde de orkestra ve saz ile sahne alınıyordu. Zaten belli bir aradan sonra Balo mekanlarıda pavyon dönüyordu. Bir çok gelişme sonucu Mecliste alınan içki yasağının düzenleyen Men-I Müskirat kanunu etkin halde uygulanmaya başlanmşıtı. Ancak bunda da aksaklıklar görülüyordu. İstenilen amacına ulşamamıştı.
Şimdi tamda konumuzun başlığının açılımına geldik. Ankarada içki yasağını uygulamakla sorumlu polis müdürü Dilaver, Bir süre sonra kaçak içki işine girmiş ve tezgah altından içki arayanlar “Dilaver suyu var mı? “ diye sormaya başlamışlardı. Her yasak gibi buda kısa sürede hükmünü kaybetmiş ve batılılaşma iyi yanlarından ziyada olumsuz yanları ile çok daha hızlı nufus etmeye başlamıştı.
Yeni yaşam tarzı doğal olarak halkı da birbirinden ayırır hale gelmişti. Hatta Ankara Valisi Nevzat TANDOĞAN Ankaranın belli noktalarında özellikle pavyon gazina yani modernleşen bölgelerde halkın köylü kıyafeti ile dolaşmasını yasaklamıştı. Her iki kesiminde eğlence mekan anlayışının araları gitgide açılıyordu. Azdan az çoktan çok gitmeye başlamıştı. Hatta hepsi çoktan gidiyordu toplum öz dinamkilerini dinamitliyorlardı. Zaman herşeyin üzerinden geçtiği gibi eğlence kültürümüzün üzerindende geçmişti. Şu an Ankara havaları oynanan pavyonlar bile o zamanlardan değişerek gelen eğlence anlayışının mirasıdır. Karar vermek gerek azizim diyor, rüzgar elbet esiyor, sen bilirsen gideceğin yeri seni oraya götürüyor, bilmiyorsan hayat fırtınsaının içinde savurup duruyor. Geçen bizden, giden bizden yalnızca okuyunca düşünüyor insan, şurada bir sayfaya bir ulusun değişimi sığıyor ve bunu değiştirmek için bir şey elimizden elden. Derin analizler, istişare ile çizilen geleceğin haritaları ve boşluklarda bu formüllerin toplumlar üzerinde uygulanmaları. Toplumda insan gibi. Boşlukta yakalanmamalı. Yakalandımı yüzlerce yıl yüzsüzleşiyor meziyetler, özellikler. Yasakla olmuyor bazı şeyler eğitilerek öğretilerek bilinçlendirip sevdirerek oluyor. Şimdi asrımızın vebası da dizilerde kadınların kullanılması. Masum eğlence mekanlarından pavyonlara dönüşü gibi olacak dizilerde. Mahallede delikanlılık taslayan adamın önüne gelene sarkması. Meyhanede çalışan kadınların topluma normal bir meslek gibi sunulması. Feminizm adı altında hem erkeğimizi hem kadınımızı birbirine hasım hale getirlimesi. Ahlaksızlıkta dizilerin birbiri ile yarışması. Çekin elinizi güzel toplumumuzdan, kıymetli kadınlarımızdan. Ne zaman bu kadar ucuzladı bizim değer yargılarımız. Ne zamandır namusumuzu peşkeş çekmeye başladık. Toplumu bozmak için en önemli olanı kadını bozmaya çalışıyorlar. Kadının bozulduğu toplum doğrulmaz, istikamey tutamaz.
Yoksa aynı DİLAVER SUYU VAR MI? sorusu gibi yeni sorular peydahlanmaya başlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasin Pamuk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mavi Marmara Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mavi Marmara Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mavi Marmara Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mavi Marmara Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nedret Demir - Kalemine, yüreğine sağlık değerli Yasin Bey kardeşim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Şubat 11:57