SON BANLİYO

Şimdi ki gibi hayatın çok hızlı ve kolay olmadığı zamanlarda eskiden Gebze ile Haydarpaşa arasında banliyö trenleri vardı. O trenlerde nice birliktelikler başladı. Anadolu ekspresi gibi olmasa da oranın da çok müdavimi vardı. İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısı Gebze den İstanbul’a her bayram arifesinde onlarca genç alış veriş yapmak için Eminönü’ne giderdi. Bazı çocuklar için banliyö trenlerinin artık çok eskidiği için ortadan kaldırılacağı günden sonraki bayramlar daha önceki bayramları özletir nitelikteydi.
Sadece bayramlık almaya giden çocuklar değil, banliyö trenlerinin kullanımına son verildiğinden itibaren Süreyya plajında aileden kalma evinde oturan fabrika da çalışan Feride hanımı da çok üzmüştü. Banliyö treni Süreyya plajı istasyonundan her geçişinde trenin makinisti Halil Bey ile bakışırlardı. İlk zamanlar sıradan bakışmalar ile başlayan ilişki bir süre sonra tebessümlerle süslenmişti. Halil bey tamda Feride hanımın evinin oradan geçerken üstüne zimmetli olan şapkasını çıkartıp başını hafifçe öne doğru eğerek selamlıyordu. Her ne kadar birbirleri hakkında hiçbir şey bilmiyor olsalar da her ikisi de akşamüzeri altı gibi Feride hanım balkonda Halil bey de trende ki yerini alıyordu. Hatta bazı zamanlar Feride hanım kendisi için hazırladığı kahveyi kaldırıp selamlardı Halil Bey de kendine her sefer öncesi hazırladığı çayın bulunduğu termos bardağı kaldırırdı. Birbirleri ile tanışmayı çok isteseler de o anın büyüsünü bozmamak için bunu hiç denememişlerdi. Bu durumu arkadaşına anlatan Halil arkadaşının “Ne duruyorsun Halil. Git işte. Sevdiğini söyle” deyişine rağmen Feride hanımın kapısına kadar gelip kapıyı çalmadan geri dönmüştür. Oraya gidene kadar bile “acaba yanlış anlaşılır mıyım” diye düşündüğü için o kapıyı çalmak Halil bey için çok da kolay değildi.
Günler ayları kovaladı, aylar yılları.. Devletin aldığı bir karar ile banliyö trenleri artık kullanılamayacak yeni hızlı tren kullanıma girene kadar da iki yıl boyunca ray sistemleri yenilenmesi sebebiyle sefer yapılmayacaktı. Bu bilgi o günün akşamının tarihini kapsamıyordu. Yani Halil Bey son seferi yapmak üzere trenine bindi. Feride hanım da çok üzgündü. Artık her akşam bir tebessümde buluştuğu adını bile bilmediği arkadaşlarına makinist bey diye anlattığı kişi artık balkonunun hemen yanından geçmeyecekti. O akşam çok üzgün bir şekilde balkonunda ki yerini aldı. Her zaman tebessüm ettiği Halil Bey’e bu kez veda etmek zorundaydı. Halil Bey Süreyya plajı istasyonuna gelmişti. Feride hanım istasyonun biraz ilerisindeydi. Oradan geçerken Halil Bey’in hızlanması gerekirken son sefer olduğu için insiyatif kullanıp yavaşlamıştı. Feride hanım çok üzgündü. Ama üzgün halini örtmesi için Halil Bey’e ayırdığı tebessümünü giyinmişti. Halil Bey mahcup bir tebessümle oradan geçti. Gebzeli çocukların bayram arifesi etkinliğinin yanı sıra Halil Bey’in adını koyamadığı aşkı da banliyö trenlerinin raylarında asılı kalmıştı.
Halil Bey bir cesaret daha önce çokça kez gelip giremediği Feride hanımın kapısına geldi. Bir cesaretle kapıyı çaldı. Tam acaba yanlış mı yapıyorum diyerek arkasını dönerken bir anda kapıyı Feride hanımın arkadaşı açtı. Zaten çok çekingen olan Halil Bey “Ahh ben çok yanlış geldim galiba” diyerek tam arkasını dönecekken Feride hanımın arkadaşı “Hayır hayır doğru geldiniz, Feride içeride. Aaa sahi siz ismini de bilmiyorsunuz. Buyurun lütfen..” Halil Bey çekingen halinden kurtulmadan eve girmişti. Feride hanım ne olur ne olmaz belki lojistik trenlerinden birinde görev verirler diye Makinist Bey’in yolunu gözlüyordu. Gözleri hala tren raylarında kalan Feride hanım arkadaşının seslenmesiyle bir anda karşısında Makinist Bey’i gördü. Bir saniyelik tebessüm sonrası yüzüne taktığı sert tavırla “Lütfen çıkarmısınız?” dedi. Halil Bey onu bu şekilde karşılayacağını hiç düşünmemişti. Ve hemen arkasını dönüp hızla o evden çıktı. Feride hanımın arkadaşı durun lütfen demesine rağmen oradan hızla uzaklaştı. Feride hanım ona böyle davrandığı için Halil Bey evden çıkar çıkmaz çok üzüldüğü için gözyaşlarına boğulmuştu. Evde Halil Bey’i karşılayan Feride hanımın arkadaşı da ona çok kızmıştı. Çünkü Halil bey en saf duygularını Feride hanıma sunmak için onun yanına gelmişti.
Aradan birkaç ay geçmişti. Halil Bey aylarca neden böyle yaptı diye düşünüp duruyordu. Hatta bir ara “Acaba beni tanımadı mı” diye bile düşünmüştü. Halil Bey Haydarpaşa garında mesaisini bitirdikten sonra karşı kıyıya geçmek için vapura binmişti. Orada Feride hanımın evde ki arkadaşı ile karşılaştı. Feride hanımın arkadaşına “Neden öyle yaptı anlam veremedim ben bir yanlış mı yaptım” deyince Feride hanıma söz vermesine rağmen Halil Bey’e her şeyi anlattı. Aslında Feride hanım bir bedensel engelli idi. Feride hanım Halil Bey’in bir mevki sahibi olduğunu ve daha güzel ve sağlıklı insanlara layık olduğunu düşünüyordu. Arada “Hem benim gibi kütürüm bir kızı neden başına musallat etsin ki” deyip duruyordu. Halil Bey’e gönül vermiş olmasına rağmen onu üzmemek için evde görür görmez terslemişti. Feride hanımın arkadaşından bunları duyan Halil Bey oracıkta vapur kalkmak üzereyken vapurdan atlayıp kıyıya geçmişti. İlk lojistik treni ile Süreyya Plajı istasyonuna giden Halil Bey soluğu Feride hanımın kapısında almıştı. Kapıyı evde kimse olmadığı için Feride hanım açacaktı. Feride hanım kapıyı açar açmaz “Yine mi sen?” diye tersleyecekken Halil bey sözünü kesti. “Seni fark etmeden önce makinisti olduğum tren gibi bir o yana bir bu yana savrulup gidiyordum. Sen farkında olmasan da hareket eden trenin içerisinde ki makinistin kalbine dokunduğun an benliğimin miladı oldun. Ben senin gözlerinin içine düştüm. Dedim gelip teslim olayım daha ne olduğunu anlayamadan bir gözyaşı seli beni aldı süpürdü gözlerinin kıyısından.. O günden beri seni düşünmediğim tek bir an yok.” Feride hanım tam yine tersleyecekken “Lütfen dinle.. Kim bilir belki de bana gelmeyişine sebep olan engelin olmasaydı o balkonda olmayacaktın ve seni fark edemeyecektim. Ben bizi bir araya getiren ve senin benden uzaklaşmana neden olan bu engeli çok sevip sahip çıkacağıma söz veriyorum.” Zaten kalbi Halil Bey’de olan Feride hanımın gardı bu sözlerden sonra düşmüştü. Feride hanım başını hafifçe kaldırıp, “Makinist Bey gelecek sizden rica etsem balkona kadar bana eşlik edermisiniz?” diyerek Halil Bey’in teklifini kabul etti. Feride hanım ve Halil Bey bir ömür mutlu oldular. Onlar erdi muradına darısı anlaşılmayı bekleyen tüm Feride hanım ve Halil Beylerin başına..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mavi Marmara Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mavi Marmara Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mavi Marmara Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mavi Marmara Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.