Tartışmaları silah değil, iletişim bitirir

Değerli okurlar, özellikle ekonomide yaşanan inişler çıkışlar sonrası toplumsal olarak maalesef sabırlı yapımızı kaybetmeye başladık. Önceleri trafiklerde yaşanan sözlü tartışmalar ya da görmeye alışık olduğumuz kavgalar yavaş yavaş yerini kesici ve ateşli silahların kullanıldığı kavgalara bırakmaya başladı. Bu toplum olarak bizi çok kötü etkileyebilir.
Öncelikle şunun farkına varmalıyız, bir silahın varlığı, herhangi bir çatışma anında sonucu ölümcül bir noktaya taşıma potansiyelini barındırır. Düzgün iletişimle sorunsuz bitebilecek bu tartışmalar maalesef ölümle sonuçlanabilir hale gelebiliyor. Silahlar, herhangi bir olayın kaza ile ya da bilerek bir trajediye dönüşmesi için birer tetikleyicidir.
Elbette ki güvenlik güçlerimiz yasa dışı yollarla elde edilen bu silahları taşıyan bireylere karşı büyük bir mücadele veriyor ve büyük ölçüde bunun önüne geçiyor. Ancak buradaki asıl nokta güvenlik görevlilerinden ziyade insanların bilinçli olabilmesinden geçiyor. Bir silahı beline taktığı zaman büyük bir özgüven kazanacağını düşünen bir bireyin bırakın toplumu kendine dahi bir yararı olmaz, olamaz.
Bir gazeteci olarak Türkiye gündemini yakından takip etmek işimin bir parçası, hemen hemen her gün yaşanan tartışmalarda ortaya çıkan silahlara şahitlik ediyor ve üzülerek takip ediyorum. Keza toplumumuza büyük zararı olduğunu düşündüğüm bir başka olay ise televizyon dizilerinde adeta güç göstergesi olarak gösterilen silah kullanımlarıdır.
Henüz ilkokul çağındaki çocukların dahi şahitlik ettiği bu diziler, silahın gençler arasında bir statü sembolü olarak görülmeye başlamasına da yol açıyor. Genel anlamda toplumsal bir hastalığa dönüşme potansiyeli barındıran bu yapımlara karşı dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Gençler, çeşitli nedenlerle -belki de popüler kültürün etkisiyle- silah taşımanın kendilerini “daha güçlü” veya “saygın” yapacağını düşünebilirler. Bu, yanılgılı bir güvenlik hissi yaratırken, aslında tehlikeli bir döngüye kapı aralar.
Bireysel silahlanmanın yasa dışı yollardan artması, toplumun huzurunu ve günlük yaşamın akışını da kötü yönden etkiler. Bu sebeple, “Yılanın başını küçükken ezmeli” sözünün gereğini yerine getirmeli ve bu konu hakkında atılması gereken her adımı atmalıyız. Yalnızca devlet tarafından kontrol sağlanmasının yetmeyeceğini yazımın başında da belirtmiştim. Bireysel silahlanmanın kötü bir şey olduğuna dair bilinci toplumsal olarak edinebilmeliyiz.
Keza silah ruhsatına sahip kişilerin de silah taşıma ve kullanma konusunda eğitimler zorunlu kılınmalı, bu konudaki bilinç seviyesi artırılması gerektiği düşüncesindeyim. Ayrıca, silahların statü sembolü olarak algılanmasının önüne geçecek sosyal ve kültürel çalışmalar yapılmalı. Gençlere silahların tehlikeleri, sorumlulukları ve toplum üzerindeki etkileri özenle anlatılmalıdır.
Velhasıl kelam, bireylerin şiddete başvurmaksızın sorunlarını nasıl çözmeleri gerektiğini bilmesi, iletişimin doğru bir şekilde yapıldığında kavganın önüne geçeceğini öğrenmesi gerekiyor. Empati, diyalog, hoşgörü ve barışçıl çözüm yolları insanı aciz ya da korkak değil, mantıklı bir insan yapar. Bu konularda atacağımız her adım, geleceğimize katkı sağlayacaktır. Toplumun huzuru ve güvenliği, elde tutulan silahların sayısına değil, insanlar arasındaki saygı ve anlayışa bağlı olduğunu unutmamak dileğiyle, sağlıcakla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürkan Yüksel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mavi Marmara Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mavi Marmara Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mavi Marmara Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mavi Marmara Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.